Gaz pedalını kökleyip limitleri zorlayan, imkânsızın peşinden koşan karakterlerin hikayeleriyle dolu bu tür, izleyicilere sadece görsel bir şölen sunmakla kalmıyor, aynı zamanda insan ruhunun azmini, rekabeti ve zafer arzusunu da gözler önüne seriyor. İster gerçek yarış dünyasından esinlenmiş dramlar olsun, ister fantastik araba maceraları, her biri kendine özgü bir tat bırakıyor.
1971 yapımı Le Mans, Steve McQueen’in başrolünde olduğu ve Lee H. Katzin tarafından yönetilen bir yarış filmidir. Film, Fransa’da düzenlenen efsanevi 24 Saat Le Mans dayanıklılık yarışını kurgusal bir hikayeyle anlatır.
Film, yarış dünyasının gerçekçi ve detaylı bir portresini sunar. Özellikle 1970 Le Mans yarışından çekilen gerçek görüntüler kullanılarak, yarış sahnelerinin yüksek gerçekçilikte olması sağlanmıştır. Steve McQueen’in canlandırdığı Michael Delaney karakteri ise, geçmişte yaşanan trajik bir kazanın izlerini taşırken hem pistte hem de kişisel hayatında içsel çatışmalarla karşı karşıya kalır.
Death Race, yönetmenliğini Paul W.S. Anderson’ın yaptığı bir aksiyon ve yarış filmidir. Film, 2012 Amerika’sında ekonomik krizin derinleşmesi ve suçlardaki artışın özel hapishanelerin yükselişine zemin hazırlamasını konu edinir. Terminal Island adlı hapishanede, mahkûmlar modifiye edilmiş, zırhlı ve silahlandırılmış arabalarla ölümcül bir yarışa katılırlar. Bu yarışta beş kez üst üste kazanan mahkûm özgürlüğünü kazanır.
Filmin ana karakteri Jensen Ames (Jason Statham), eski bir yarışçı ve çelik işçisi olarak ailesini geçindirmeye çalışırken, karısını öldürmekle suçlanır ve Terminal Island hapishanesine gönderilir. Warden Claire Hennessey, ölen Frankenstein adlı maskeli yarışçının yerine Jensen’a yarışmayı teklif eder.
Jensen, ailesine kavuşmak için bu teklifi kabul eder ancak yarış sırasında sabotaj ve ihanetlerle karşılaşır. Yarışın zorlu ve ölümcül ortamında, Jensen hem hayatta kalmaya hem de gerçek suçluları ortaya çıkarmaya çalışır.
Hızlı ve Öfkeli (The Fast and the Furious) serisi, 2001 yılında başlayan ve dünya çapında büyük bir hayran kitlesi edinen aksiyon dolu bir film serisidir. Seri, sokak yarışları, soygunlar ve casusluk gibi temaları işleyerek 20 yılı aşkın süredir devam ediyor.
Serinin ilk filmi olan Hızlı ve Öfkeli (The Fast and the Furious), Los Angeles sokaklarında yasa dışı yarışlar düzenleyen Dominic Toretto (Vin Diesel) ve çetesini konu alır. Polis, Toretto’nun aynı zamanda hırsızlık yaptığı şüphesiyle Brian O’Conner (Paul Walker) adlı bir dedektifi çetenin içine sızdırır. Ancak O’Conner, Toretto’nun kız kardeşi Mia’ya aşık olunca işler karışır.
Need for Speed, yönetmenliğini Scott Waugh’un yaptığı, EA Games’in aynı adlı popüler video oyunundan uyarlanan bir aksiyon ve yarış filmidir. Başrolde Aaron Paul, Dominic Cooper ve Imogen Poots yer alır.
Film, haksız yere hapse giren yetenekli sokak yarışçısı Tobey Marshall’ın (Aaron Paul) intikam hikâyesini anlatır. Hapisten çıktıktan sonra, en yakın arkadaşının ölümüne neden olan ve suçu kendi üzerine yıkan zengin rakibi Dino Brewster’dan (Dominic Cooper) intikam almak için tehlikeli bir yasa dışı yarış olan De Leon’a katılmaya çalışır. Tobey, bu yarışa yetişmek için ülkeyi baştan başa geçerken, Dino’nun engellemelerini aşması gerekir.
Arabalar serisi, Pixar tarafından üretilen ve Walt Disney Pictures tarafından dağıtılan, araçların yaşadığı bir dünyada geçen animasyon film serisidir. Komedi – macera türünde olan serinin ilk filmi 2006 yılında yayınlanmıştır. 2011’de devam filmi Arabalar 2 ve 2017’de Arabalar 3 vizyona girmiştir.
Serinin ana karakteri, genç ve hırslı yarış arabası Şimşek McQueen’dir. İlk filmde, Piston Kupa’sını kazanmayı hedefleyen Şimşek McQueen, son yarışta liderliği paylaşırken, California’ya giderken yolda kaybolur ve Radyatör Kasabası adlı küçük bir kasabaya düşer. Burada Porsche marka araba Sally ile tanışır, Hudson Hornet (Doc) ve Çekici Mater gibi dostlar edinir.
Kasabadaki yaşam ve dostluklar, onun hayatını ve yarışa bakışını değiştirir. Yarışı kazanmak yerine, Kral lakaplı yarışçıya yardım ederek saygı kazanır ve sonunda kasabaya geri dönüp yarış üssünü burada kurar.
Rush, yönetmenliğini Ron Howard’ın yaptığı ve 1976 Formula 1 sezonunda geçen gerçek bir hikâyeyi konu alan biyografik bir spor filmidir. Film, İngiliz yarışçı James Hunt (Chris Hemsworth) ile Avusturyalı Niki Lauda (Daniel Brühl) arasındaki efsanevi rekabeti anlatır.
Hikâye, iki sürücünün hem pistte hem de özel hayatlarında yaşadıkları zorlukları ve mücadeleleri detaylı şekilde işler. 1976 Almanya Grand Prix’inde Lauda’nın yaşadığı ağır kaza sonrası altı hafta gibi kısa bir sürede pistlere dönmesi, rekabetin dramatik ve duygusal boyutunu ortaya koyar.
Film, Lauda’nın Ferrari takımı ile Hunt’ın McLaren takımı arasındaki çekişmeye odaklanır ve sezon boyunca yaşanan heyecanlı yarışları ve kişisel çatışmaları gözler önüne serer.
Film, 1966 Le Mans 24 Saat Dayanıklılık Yarışı’nda Ford Motor Company’nin, İtalyan rakibi Ferrari’yi yenmek için verdiği mücadeleyi gerçek olaylara dayanarak anlatır. Yönetmenliğini James Mangold’un yaptığı filmin başrollerini Matt Damon ile Christian Bale paylaşır.
Hikâye, Ford’un satışlarını artırmak amacıyla Ferrari’yi satın alma teklifinin Enzo Ferrari tarafından reddedilmesiyle başlar. Bu reddediliş ve Ferrari’nin hakaretleri, Ford CEO’su Henry Ford II’nin gururunu incitir ve şirketin kendi yarış arabasını yaparak Ferrari’yi pistte yenme kararı almasına yol açar.
En iyi yarış ve araba filmlerini izlerken yüksek kalitede bir seyir keyfi yaşamak istiyorsan, internet hızın gerçekten önemli. Turknet GigaFiber olarak 1.000 Mbps’ye varan ultra yüksek hız, düşük ping ve yapay zekâ destekli SmartyFi teknolojimiz sayesinde üstün performanslı bir evde internet deneyimi sunuyor, aksiyonun tam ortasındayken bir kare bile kaçırmamanı sağlıyoruz.
Bağlantı hızını hız testi sayfamızı ziyaret ederek kolayca kontrol edebilir, altyapı sorgulama yaparak bölgenin Turknet GigaFiber’e uygunluğunu hemen öğrenebilirsin.
Güncel Yaşam
5 dk. okuma
Teknolojide Kadın Sayısını Artırmaya Yönelik Eğitim ve Akademiler
Yazıyı Oku